Mehmet;
Hamileliğin 7. ayıydı.. Çok değişmişti, her şeye karşı koyabilen güçlü kadın gitmiştide, duygusal, şefkatli, hassas biri gelmişti yerine.. Karnı iyiden iyiye büyümüştü.. Daha bir kere bile dokunmamıştım karnına, korkuyordum... Uzaklaşmıştık iyice.. Aramızda bir duvar vardı sanki.. Çok korkuyordum onlara iyice bağlanmaktan, izin vermiyordum bana yaklaşmasına... Uzaktan izliyordum bazen onu.. Gülümseyerek karnına bakıyordu, okşuyordu bazen, mutluydu.. Ama ben hamileliğinde yalnız bıraktım onu, paylaşmadım hiçbir şeyi, hala hamile değilmiş gibi davranıyordum.. Söylediği günden beri bu konuda tek kelime daha etmemiştik..
Bir gece hiç nedensiz kavga ettik.. Bağırdım , çağırdım ve vurdum ona.. İlk defa bakmaya, dokunmaya kıyamadığım kadına vurdum.. Ağlamaktan başka bir şey yapmadı.. Canı acıyordu, biliyordum.. Benimde canım acıyordu. Çektim kapıyı çıktım.. Ona vurduğum için pişman olmuştum.. Dolştım sokaklarda boş boş.. Sakinleşip eve geldim. O, hala ağlıyordu, endişeli gibiydi.. Kapının kenarından baktım, eli karnındaydı.. 'Sakin ol birtanem sakin ol, geçecek' diyordu ağlayarak.. O anda anladım, o anda düşündüm.. Biri vardı onun içinde.. Canlıydı.. Duyuyordu bizi, tepki veriyordu tekmeleyerek, gözlerim doldu..
Gittim dokundum karnına, okşadım ilk defa, hafif hafif darbeler geliyordu ellerime, ellerim titriyordu.. Bu nasıl bir mutluluktu böyle, bunu hissetmek nasıl bir zevkti.. Hafif hafif okşayarak sakinleştirdim onu.. Uyuyakaldılar kucağımda annesiyle birlikte..
11 Eylül 2009 Cuma
4 Eylül 2009 Cuma
Ölüm her zaman yakınımızdaydı.. 2
Pelin;
O gece onun kollarında ağlaya ağlaya uyudum.. Tek kelime etmedik, konuşmadık.. Sabah tıkırtılarla uyandım. Baktım, toparlanıyordu. Beni görünce gülümsedi. 'Taşınıyoruz' dedi. Hiçbir şey olmamış gibiydi.. 'Taşınıyoruz' dedi ve ben soru bile sormadan kabul ettim.. Doğru düzgün bir yatak odamız vardı zaten.. Gerisini benim kitaplarım, iki küçük minder, üçlü koltuğumuz ve ufak tefek mutfak eşyaları oluşturuyordu..
Ne zaman planlamıştı, ne zaman düşünmüştü bilmiyordum.. Nereye gideceğimizi, nasıl geçineceğimizi merak ediyordum lakin o planlamadan hiçbir şey yapmazdı, güveniyordum ona..
Ertesi gün yeni yaşayacağımız şehre geldik.. Evimiz bile hazırdı. Gösterişsiz, küçük bir apartman dairesiydi.. Bu küçük şehirde, bu küçük evde başlayacaktık yeni hayatımıza.. Heyecanlıydım ama garip gider birşeyler vardı.. Hamileliğimden bahsetmiyordu hiç.. Sanki hiç söylememişim gibi davranıyordu.. Kabul etmek mi istemiyordu bilmiyordum ama zamanla alışacaktı, umudum vardı..
Mehmet;
Bütün gece uyumamıştım, düşündüm... Sevdiğim kadın bebek bekliyordu... Onun içinde benden bir parça vardı.. Korkuyordum, ölümden korkuyordum, kendim için değil onlar için korkuyordum.. Bir şeyler yapmalıydım, mücadele etmeliydim, yaşatmalıydım onları..
Yapacağımız en mantıklı şey izimizi kaybettirmek, şehir değiştirmek, numaralarımızı değiştirmekti.. Sabaha karşı kalktım, gerekli ayarlamaları yaptım.. Mümkün olduğunca çabuk olmalıydık.. Eşyaları toparlamaya başladım.. Kitaplarını toparladım önce, toparlarken inceledim, altı çizilen yerlere baktım yüzüme gülümsemeyle.. 'Ben bu kadını seviyorum' dedim kendi kendime.. Kitapları toparlamayı bitirdim, mutfağa geçtim... Çok ses yapmış olmalıyım ki uyandı.. Gözleri şişmişti.. Şaşkınca bana bakıyordu... O gelince güneş doğdu sanki mutfağımıza... Gülümsedim.. 'Taşınıyoruz' dedim...
Uzak duruyordum onlardan.. Sanki hamile değilmiş gibi, sanki bebek yokmuş gibi davranıyordum.. Zaten hamileliği yeniydi ve belli olmuyordu.. Korkuyordum, bebeği sevip ona da bağlanmaktan, kendimi 'baba' gibi hissetmekten, ona şefkat göstermekten korkuyordum...
Ertesi gün bizim için ayarlanan eve gittik. Temiz, rutubetsiz bir yerdi.. Balkonu yemyeşil dağlara bakıyordu.. 'Burda mutlu olacağız' dedim kendi kendime.. Hemen telefonlarımızın hatlarını iptal ettirip başkasına ait iki hat aldım.. Numaralarımız sadece birbirimizde olacaktı.. Acil durum olursa birde kardeşime vermiştim numaramı ve telefonumun çalmasından ölesiye korkuyordum..
O gün evimizi temizleyip yerleştirdik.. Gece yattığımızda ikimizde mutlu ve huzurluyduk... Yeni bir hayat başlıyordu bizim için...
O gece onun kollarında ağlaya ağlaya uyudum.. Tek kelime etmedik, konuşmadık.. Sabah tıkırtılarla uyandım. Baktım, toparlanıyordu. Beni görünce gülümsedi. 'Taşınıyoruz' dedi. Hiçbir şey olmamış gibiydi.. 'Taşınıyoruz' dedi ve ben soru bile sormadan kabul ettim.. Doğru düzgün bir yatak odamız vardı zaten.. Gerisini benim kitaplarım, iki küçük minder, üçlü koltuğumuz ve ufak tefek mutfak eşyaları oluşturuyordu..
Ne zaman planlamıştı, ne zaman düşünmüştü bilmiyordum.. Nereye gideceğimizi, nasıl geçineceğimizi merak ediyordum lakin o planlamadan hiçbir şey yapmazdı, güveniyordum ona..
Ertesi gün yeni yaşayacağımız şehre geldik.. Evimiz bile hazırdı. Gösterişsiz, küçük bir apartman dairesiydi.. Bu küçük şehirde, bu küçük evde başlayacaktık yeni hayatımıza.. Heyecanlıydım ama garip gider birşeyler vardı.. Hamileliğimden bahsetmiyordu hiç.. Sanki hiç söylememişim gibi davranıyordu.. Kabul etmek mi istemiyordu bilmiyordum ama zamanla alışacaktı, umudum vardı..
Mehmet;
Bütün gece uyumamıştım, düşündüm... Sevdiğim kadın bebek bekliyordu... Onun içinde benden bir parça vardı.. Korkuyordum, ölümden korkuyordum, kendim için değil onlar için korkuyordum.. Bir şeyler yapmalıydım, mücadele etmeliydim, yaşatmalıydım onları..
Yapacağımız en mantıklı şey izimizi kaybettirmek, şehir değiştirmek, numaralarımızı değiştirmekti.. Sabaha karşı kalktım, gerekli ayarlamaları yaptım.. Mümkün olduğunca çabuk olmalıydık.. Eşyaları toparlamaya başladım.. Kitaplarını toparladım önce, toparlarken inceledim, altı çizilen yerlere baktım yüzüme gülümsemeyle.. 'Ben bu kadını seviyorum' dedim kendi kendime.. Kitapları toparlamayı bitirdim, mutfağa geçtim... Çok ses yapmış olmalıyım ki uyandı.. Gözleri şişmişti.. Şaşkınca bana bakıyordu... O gelince güneş doğdu sanki mutfağımıza... Gülümsedim.. 'Taşınıyoruz' dedim...
Uzak duruyordum onlardan.. Sanki hamile değilmiş gibi, sanki bebek yokmuş gibi davranıyordum.. Zaten hamileliği yeniydi ve belli olmuyordu.. Korkuyordum, bebeği sevip ona da bağlanmaktan, kendimi 'baba' gibi hissetmekten, ona şefkat göstermekten korkuyordum...
Ertesi gün bizim için ayarlanan eve gittik. Temiz, rutubetsiz bir yerdi.. Balkonu yemyeşil dağlara bakıyordu.. 'Burda mutlu olacağız' dedim kendi kendime.. Hemen telefonlarımızın hatlarını iptal ettirip başkasına ait iki hat aldım.. Numaralarımız sadece birbirimizde olacaktı.. Acil durum olursa birde kardeşime vermiştim numaramı ve telefonumun çalmasından ölesiye korkuyordum..
O gün evimizi temizleyip yerleştirdik.. Gece yattığımızda ikimizde mutlu ve huzurluyduk... Yeni bir hayat başlıyordu bizim için...
3 Eylül 2009 Perşembe
Ölüm her zaman yakınımızdaydı..
Pelin;
Yatağımızda çıplaktık, yeni sevişmiştik, terliydik. Başım onun omzundaydı, elleri saçlarımdaydı.. Bu anlar Bütün hayatımın en güzel anlarıydı, ama korkuyordum. Evli değildik ve hamile olduğumu yeni öğrenmiştim. Birbirimize uygun değildik, ailelerimiz farklı kültürlerdendi. Benim ailem batı kültürünü almış modern bir aileyken, onun ailesi doğu kültürüyle yetişmişti.. Acımasız töreleriyle ünlü doğu kültürüyle.. Birbirimize sırılsıklam aşık olmamıza rağmen uzak durmaya çalışmış, başaramamıştık.. Acı çekmiştik, çaresiz kalmıştık ve karar vermiştik. Ailelerimizi karşımıza alıp beraber eve çıkmıştık sonunda..
Evliliği düşünmedik hiç.. Gençtik, planlarımız arasında bebekte yoktu tabiki.. Ama şimdi.. Hamileydim ve korkuyordum.. O söylemesede ailesi tarafından tehdit ediliyorduk, biliyordum bunu da duyarlarsa öldürürlerdi.. Ayrılıktı en iyisi aslında.. Hem haberi olmazsa, bilmezse bebeği, ayrılık daha kolay olurdu.. 'Ayrılmamız lazım' dedim.. Şaşırdı önce. İtiraz etti, istemedi, bağırdı, çağırdı.. Elleri hala saçlarımdaydı.. Tutamadım kendimi, söyledim..-Hamileyim- söylenmesi ne kadarda zor bir kelimeymiş meğerse.. Gözümden yaş damladı, onun omzuna düştü.. Ellerini çekti saçlarımdan.. Korktu, korktum.. Ağladık beraber.. Öylece, yatarken, çırılçıplak ağladık...
Mehmet;
Çok mücadele etmiştik ama mutluyduk.. Kollarımdaydı, nefesini hissediyordum.. Mutluydum, hemde çok.. 'Ayrılmamız lazım' dedi.. Anlamadım ne olduğunu. Canı sıkkın gibiydi ama beni seviyordu, biliyordum.. Gözleri dolmuştu, sinirlenmiştim.. Birbirimiz için bu kadar mücadele etmişken, bu kadar mutluyken, ayrılmada neyin nesiydi.. Bağırdım, itiraz ettim ve o söyledi.. -Hamileyim- duyması ne kadarda zor bir kelimeymiş meğerse.. Gözyaşı damladı omzuma, omzum ıslandı.. Canımın acıdığını farkettim.. Sürekli aldığım tehdit telefonlarını, duyduğum öldürme öldürme planlarını, onu koruma çabalarımı anlatmamıştım hiç ona.. Ölüm kapımızda bekliyordu, evet ama bebekle beraber bir atak daha yaptı ve çaldı kapımızı.. Bebek herşeye tuz biber olacaktı ve benim kaybım birken iki olacaktı..
Hiçbir şeyden bahsetmiyordum ona.. Babamın tehditleri ona karşı kini, öfkesi korkutuyordu beni..Ama gülümsüyordum onu görünce, benim için mutluluk oydu..
Bunları düşünürken gözlerim doldu, ağlıyordum ilk defa.. Çaresizliğime ağlıyordum, çaresizliğimize ağlıyorduk...
Yatağımızda çıplaktık, yeni sevişmiştik, terliydik. Başım onun omzundaydı, elleri saçlarımdaydı.. Bu anlar Bütün hayatımın en güzel anlarıydı, ama korkuyordum. Evli değildik ve hamile olduğumu yeni öğrenmiştim. Birbirimize uygun değildik, ailelerimiz farklı kültürlerdendi. Benim ailem batı kültürünü almış modern bir aileyken, onun ailesi doğu kültürüyle yetişmişti.. Acımasız töreleriyle ünlü doğu kültürüyle.. Birbirimize sırılsıklam aşık olmamıza rağmen uzak durmaya çalışmış, başaramamıştık.. Acı çekmiştik, çaresiz kalmıştık ve karar vermiştik. Ailelerimizi karşımıza alıp beraber eve çıkmıştık sonunda..
Evliliği düşünmedik hiç.. Gençtik, planlarımız arasında bebekte yoktu tabiki.. Ama şimdi.. Hamileydim ve korkuyordum.. O söylemesede ailesi tarafından tehdit ediliyorduk, biliyordum bunu da duyarlarsa öldürürlerdi.. Ayrılıktı en iyisi aslında.. Hem haberi olmazsa, bilmezse bebeği, ayrılık daha kolay olurdu.. 'Ayrılmamız lazım' dedim.. Şaşırdı önce. İtiraz etti, istemedi, bağırdı, çağırdı.. Elleri hala saçlarımdaydı.. Tutamadım kendimi, söyledim..-Hamileyim- söylenmesi ne kadarda zor bir kelimeymiş meğerse.. Gözümden yaş damladı, onun omzuna düştü.. Ellerini çekti saçlarımdan.. Korktu, korktum.. Ağladık beraber.. Öylece, yatarken, çırılçıplak ağladık...
Mehmet;
Çok mücadele etmiştik ama mutluyduk.. Kollarımdaydı, nefesini hissediyordum.. Mutluydum, hemde çok.. 'Ayrılmamız lazım' dedi.. Anlamadım ne olduğunu. Canı sıkkın gibiydi ama beni seviyordu, biliyordum.. Gözleri dolmuştu, sinirlenmiştim.. Birbirimiz için bu kadar mücadele etmişken, bu kadar mutluyken, ayrılmada neyin nesiydi.. Bağırdım, itiraz ettim ve o söyledi.. -Hamileyim- duyması ne kadarda zor bir kelimeymiş meğerse.. Gözyaşı damladı omzuma, omzum ıslandı.. Canımın acıdığını farkettim.. Sürekli aldığım tehdit telefonlarını, duyduğum öldürme öldürme planlarını, onu koruma çabalarımı anlatmamıştım hiç ona.. Ölüm kapımızda bekliyordu, evet ama bebekle beraber bir atak daha yaptı ve çaldı kapımızı.. Bebek herşeye tuz biber olacaktı ve benim kaybım birken iki olacaktı..
Hiçbir şeyden bahsetmiyordum ona.. Babamın tehditleri ona karşı kini, öfkesi korkutuyordu beni..Ama gülümsüyordum onu görünce, benim için mutluluk oydu..
Bunları düşünürken gözlerim doldu, ağlıyordum ilk defa.. Çaresizliğime ağlıyordum, çaresizliğimize ağlıyorduk...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
